Search Results for: şile piknik

Şile


Şile, İstanbul’un şirin bir ilçesidir. Başdöndürücü güzelliğiyle yeşilin içinden maviye bakan İstanbul’un kuzey penceresidir. İlçe sınırları içindeki dağların %90’ını zümrüt yeşili ormanlarla kaplıi yeşilin binbir tonunu birarada görmek mümkündür. Şile sahilleri, boydan boya altın renkli, ince taneli temiz kum alanları, masmavi denizi ile adeta gülümseyerek karşılar konuklarını… Ormanların sahillerde birleşitiği dantel gibi işlenmiş doğal plajlar baştan başa, uçsuz bucaksız uzar gider.

Şile, tarihi yapısı ile kültür ve sanat kokar. Denizi, ormanı, tertemiz kumsalları, balığı, feneri, Ağlayan Kaya’ları, günbatımıyla bir kadeh rakıyı yudumlamanın derin özlemi ile yakıp kavurur İstanbul’luları… Mitolojisi ile başlı başına şiir, resim ve öyküdür Şile…

Şile eski Yunanca’da “Yaban Çiçeği” anlamına gelir. Şile, adını “Mercan Köşk” (Origanum) ‘ den almıştır. İlçe geçmişten bu yana Aschill, Philee, Artene ve Kilia adları ile anılmıştır.

Şile, M.Ö. 7.YY’da Bitinlar tarafından kurulmuştur. Kocaeli Yarımadası’nı kaplayan bölge BİTİNYA olarak anılmıştır. Bölgede, Hitit, Frikya, Roma, Bizans ve Osmanlılar gibi bir çok uygarlıklardan kalan zengin kalıntılar bulunuyor. Efsaneye göre, Bitinya Kralı Nikomed III. Bıraktığı vasiyette ülkesini Romalılar’a bırakır.

Şile’yi dünyaya tanıtan en önemli kültür varlığı “Şile Bezi” dir. Şile Bezi, el tezgahlarında pamuk ipliğinden dokunan, tamamen Şile’ye özgü bir değerdir. Şile’ye özgü otantik özelliği ona bu adın verilmesini sağlamıştır.

Şile Bezi’nden çeşitli giysiler üretilmektedir. Vücut terini emme özelliğinden ötürü sağlıklı bir kıyafettir.

Heciz Kalesi, Yeşil Vadi yakınlarında olup Bizanslılar’ın inşa ettiği bir kaledir. Vadinin sert yamaçlarında bölgeye hakim bir tepede yapılan kale, Bizans’ı Anadolu’dan gelen akınlara karşı korumak için yapılmıştır.

Ocaklıada Mağarası (Kale Mağarası), Şile Kalesi’nin bulunduğu adanın adı Ocaklıada’dır. Ada önceleri kara ile birleşik bir yarımadayken zamanla suların aşındırması ile karadan koparak ada halini almıştır. Ada’nın altında yer alan Ocaklıada Mağarası’nın büyüklüğü ve doğallığı görülmeye değer özelliktedir.

Mağaraaltı Mağarası, Meşrutiyet Köyü’ndedir. Doğal güzelliği ile tanınır.

Sofular Köyü Mağarası, İzmit Hristiyanları tarafından Romalılar’dan kaçarken, kilise olarak ibadet amacıyla da kullanılmıştır. Mağaranın içinde o döneme ait bir adak yeri ve vaftiz küveti vardır. Mağaranın içinde Yeşil Vadi yönüne doğru uzanan, 20 km’lik bir koridor bulunur. Önünde geniş kum alanları, ormanlar ve su kaynakları eşsiz güzelliktedir.

Ağlayan Kayalar, Şile Feneri’nin 600 metre gerisinde, taşlar arasından çıkan bir su kaynağıdır. Akış biçimi ağlayan bir insanın gözyaşlarına benzetildiği için bu adı almıştır. “Ağlayan Kaya”nın efsaneleşen bir aşk öyküsü de vardır.

Kumbaba Tepesi, Şile’ye 2 km uzaklıktadır. Bizans döneminde kum banyosu yeri olarak kullanılan bir bölgedir. Mısır’dan gelen bir kişinin kum ile tedaviyi keşfetmesi ve insanlara tanıtması nedeniyle, tepeye keşfeden kişinin adı verilmiştir. Sözkonusu kişinin mezarı tepede yer almaktadır. Bölgenin kumu romatizmal hastalıkların tedavisinde yararlıdır.

Hanımsuyu Çeşmesi, Osmanlılar zamanında Hatice Hanım adında Mısırlı bir kadın tarafından 1871’de yaptırılmıştır. Günümüzde de suyundan içilen çeşme “Tatlı Su” olarak bilinir.

Kabakoz Köyü Çeşmesi, Şile’nin 11km kuzeyinde Bizanslılar tarafından yaptırılmıştır. 600 yıllık tarihi bir geçmişe sahiptir.

Yeniköy’de vaftiz ve Kemer Köprü, Yeniköy Şile’ye 9km. uzaklıktadır. Vaftiz yeri, köyün hemen yanındadır. Yenikoy’de bağların içinde, eski dönemlere ait, kmayan çeşmeler vardır. Yeniköy’de Bizanstan kalma kemer köprüler de bulunur.

Kızlar Hamamı ve eski hamam, kentin liman bölümünde ve Bizans dönemine aittir. Eski Hamam, kent merkezinde ve Hamamdere mahallesindedir. Osmanlılara aittir.

Şile’de birçok tarihi eser bulunmaktadır. Şile limanında Kumbaba, Göçe ve Göksu Köyü, Bozgaca Köyü, Kabakoz Köyü tarihsel dokunun en yoğun olduğu bölgelerdir.

Kumsal ve doğal plajlar

Ağlayan Kaya, Kumbaba, Ayazma, İmrenli, Sahilköy, Ağva ve Kurfallı Şile çevresindeki başlıca kumsallardır. Büyük Plaj ve İskele Yeri Plajı’ndan yararlanmak da mümkündür.

Piknik ve Kamp Bölgeleri

Şile ve çevresinde her türlü piknik ve kamp alanları bulunmaktadır.

Deniz ürünleri ve Avcılık

Şile, çeşitli balık ve kara avcılığı için zengin bir bölgedir. Bu nedenle deniz ve kara avcılığı yapan İstanbul’lular çevre illerden gelenler için cazibe merkezi özelliği taşır. Şile ormanlarında tavşan ve yaban domuzu ve bir çok kuş türü avlanmaktadır.

Şile Bezi Kültür Şenliği

Her Temmuz ayının son haftası ile Ağustos ayının ilk haftası arasında düzenlenir. Şile ile bağdaşan, özdeşleşen ve gelenekselleşen bu şenlik giderek bir kültür ve sanat şenliğine dönüşmüştür. Geleneksel “Şile Bezi Şenliği” tüm dünyadan gelen katılımcılarla uluslararası niteliğe kavuşmuştur. Ülkemizin ünlü sanatçılarının katıldığı, “Şile Bezi Şenliği” dinleti ve gösterilerle çok renkli geçer.

Şile’ye gidenler, tarihi doğayı, yeşili, denizi, kumu ve gün batımının yarattığı ruh dinginliğini yaşıyorlar. Kumsala yayılan seyyar satıcılar, insan seslerinin birbirine karıştığı cümbüşü, mehtaba karşı rakı içmenin keyfi, insana verdiği eşsiz duygu seli, sevilebilecek bir tatil mozayiği oluşturur.

Şile’de, Karadeniz iklim özellikleri görülür. Yağışlar daha çok sonbahar ve kış mevsimlerine rastlar. Eylül ve Ekim ayları yağışsız geçer. Şile’de Mart ve Nisan ayları yağışlı ve sisli geçer. Sıcaklığın en yüksek olduğu ay Ağustos, en düşük olduğu ay ise Şubattır. Şile’de Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında denizden yararlanılabilir.

Şile yılın diğer zamanlarında da sayfiye yeri olarak bulunmaz özellikler taşır.

Hakkında

Ağva , İstanbul’un Şile ilçesine bağlı bir beldedir. İstanbul’a uzaklığı 97 kilometredir ve bir tatil beldesidir. Yeşilçay ve Göksu’nun Karadeniz’e döküldükleri yerde oluşan küçük bir delta üzerine kuruludur. Zaten Ağva, “iki dere arası” demektir.

Tarihi

Ağva beldesi, Roma, Ceneviz, Bizans egemenliklerine girmiştir. Osmanlı döneminde önemli bir Rum nüfusu varmış. Milattan önceki yüzyıllarda, M.Ö 5. ve 7. yüzyılda, Ağva ve yakınlarında yerleşim bulunduğuna dair kanıtlar ele geçmiştir. Kalıntılar; Hitit ve Friglerin de bölgede yaşamış olduğunu gösterir. Başta Yeniköy olmak üzere çevre köylerde, Roma ve Bizans dönemine ait kalıntılar bulmak mümkündür.

Ağva’nın tarihte bilinen ilk konukları Hititler olmuştur. Daha sonra Frigler, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar gelmiştir. Tarihi M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanan Ağva’da, Hititler’e ve Frigler’e ait kalıntıları, ayrıca Roma ve Bizans döneminden kalan kilise kalıntılarını, mezar taşlarını görmek mümkündür.

 Göksu

Şehrin batısından kıvrılarak Karadeniz’e dökülen Göksu’nun kıyıları yemyeşil bitki örtüsü ve kimi bölümlerininde geçit vermeyen sazlıklarla kaplıdır. Sahilinin her iki tarafında konaklama ve günübirlik tesisler bulunan derenin Karadeniz’e dökülen ağzı geniş bir kumsala açılır.Yaklaşık 4.5 km kumsalı olan denize girmek sakıncalıdır ve dikkatli olunmalıdır.

Yeşilçay

Ağva’nın doğusunda kalan Yeşilçay adını her iki sahilindeki bitki örtüsünün suya yansıyan renginden almıştır.

Koylar ve Şelale

Kandıra yolundan sapılan Kilimli ve Kadırga koyları, Ağva’ya 10-15 dakika mesafede bulunuyor. Her ikisinde de piknik yapılıp denize girilebiliyor. Ayrıca Ağva’da sadece denizden ulaşılabilen minik koylar da bulunuyor. Teke yolu üzerinde bulunan şelale ise, Ağva’ya 4 veya 5 km uzaklıktadır.

Gelin Kayası, Kilimli Koyu ve Saklı Göl gibi yerler de yakınlardaki turistik yerler. doğal alanları olan yerlerdir.